ilgi eğitim danışmanlık

Anasayfa Makaleler KONUŞARAK ANLAŞABİLİYOR MUYUZ?

KONUŞARAK ANLAŞABİLİYOR MUYUZ?
Cuma, 09 Ekim 2009 07:30
- KONUŞARAK ANLAŞABİLİYOR MUYUZ?
- "O DA NE DEMEK?" DİYE SORMAYIN. GÖKTÜRK BELEDİYESİ'NİN DÜZENLEDİĞİ
İLETİŞİM PANELİNDE BU SORUYA CEVAP VEREN NLP UZMANI FATMA TAŞ "HAYIR"
CEVABI VERDİ.
- TAŞ BUNA SEBEP OLARAK "KENDİMİZİ TANIMIYORUZ. BİRBİRİMİZİ SEVMİYOR
VE DİNLEMİYORUZ. KORKULARLA YAŞAYIP BİRBİRİMİZLE İLETİŞİM KURDUĞUMUZU
ZANNEDİYORUZ" DEDİ.
 
 
Göktürk Belediyesi yaşam koçu Fatma Taş ve bölge halkını "Aile İçi
İletişimde Kör Noktalar" isimli panelde buluşturdu.
 
Günümüzde iletişim denildiğinde ya cep telefonu ya da e-mail'lerin
akla geldiği bir dünyada aile fertleri arasında yaşanan kopuklukların
ne kadar acı olduğu bir kez daha göz önüne serildi.
 
"Olur mu öyle şey" demeyin.Bakın hangi konularda eşimizle,
çocuklarımızla, aile büyükleri ile çarpıştığımız kör noktalarda
başımızı gözümüzü yarıyoruz.
 
Sonra da "Yok yere birbirimizi üzdük" diyoruz.
 
Göktürk Magazin bu paneli takip etti ve bakın nasıl şaşırtıcı sonuçlar
ortaya çıktı.
Yaşam koçu Fatma Taş'ın davetlilere ilk sorusu "İletişim nedir" oldu.
Katılımcılar bir çok cevap verdi.
 
Ama Taş bakın bu soruyu nasıl yanıtladı?
 
"Karşılıklı diyalog kurarak iletişim sağladığımızı sanıyoruz, ama
yanılıyoruz. Sessiz iletişim dediğimiz bir konu var. Mesela gülmek.
Bir kişinin tebessüm etmesi tarafların arasındaki enerjiyi her zaman
arttırır. Eğer ortada bir problem varsa bir gülüş bin problemi bir
anda ortadan kaldırır. Bazen bir (Merhaba) sözü iletişimi sağlar. Bunu
söylediğiniz kişi ister tanıdık olsun, ister yabancı. Mutlaka
faydasını görürsünüz. Amerika'da bulunduğum süre içinde gözlemlediğim
hadise buydu. Sokakta göz göze gelen herkes birbirine (Hi) diyor. Biz
şimdi komşularımızla bile selamlaşmıyoruz. Asansörden iniyoruz,
biniyoruz selamlaşma yok yardımlaşma yok. Ya beden dili? İletişim
kurarken beden dilimizle olumlu mesajlar vermeliyiz. Rolü ve modeli
ilişkilerde çok büyüktür"
 
BİRBİRİMİZİN FARKINDA MIYIZ?
Fatma Hanım bizleri anlatırken salonda bulunan herkes onu pür dikkat dinliyordu.
 
Ve sırada bir hikayesi vardı.
 
"Dinleyin" dedi ve bakın neler anlattı, ne dersler verdi.
 
"Beyefendi o kadar çok yorgun ki şehrin kalabalığı, üstüne üstüne
gelen binalar, iş hayatı ekonomik sıkıntılar ve insanlara ulaşmanın
getirdiği zorluk. (Yeter artık) diyor. (Şimdi her şeye ara vereceğim
ve şehrin dışına çıkacağım) diyor. Ve o yeni aldığı son model arabası
ile yola koyuluyor. Radyoda açtığı müziğin keyfini çıkarıyor. Zaman
akıp giderken (Tak) diye gelen bir ses aniden frene basmasına sebep
oluyor. Duran arabadan iniyor ve ne olduğunu anlamaya çalışıyor.
Gördükleri karşısında şaşırır kalır. Arabanın kaputunda kocaman bir
delik vardır. Çok sinirlenir. Geriye döner bakar geldiği yolda küçük
bir çocuk vardır. Çok kızgındır. Çocuğu yakalar ve hırpalamaya başlar.
(Neden taş attın, niçin arabamı mahvettin) diye. Çocuk çok masum
(Afedersiniz beyefendi özür dilerim kimse duymadı ki) der ama nafile.
Tokatlar havada uçuşurken yavrucak (Lütfen beni dinler misin)
dercesine eliyle bir çukuru gösterir. (Amca abim aşağıda lütfen yardım
eder misin) der. Beyefendi bir bakar tekerlekli sandalye içinde ters
dönmüş bir başka çocuk. Birden kendine gelir (Ne oldu) der.(Amca bir
saat oldu abim aşağıya düşeli. O kadar arabaya el salladım ama kimse
durmadı. Hopladım, zıpladım mecbur kaldım taş atmaya). Adam özür
diler, mendilini çıkartır ve gözyaşlarını siler. Yavaş yavaş gider
çocuğu omzunda taşır ve abisini çukurdan çıkartır. Ve çocuğu sessiz
şekilde alır uzaktaki köye doğru yola koyulurlar. Köye geldiklerinde
içi cız etmektedir. Ne iş ne para ne stres ne gerginlik. Ne yapıyoruz,
nereye gidiyoruz etrafımızda ki insanları neden duyamıyoruz. Aileden
özür diler. Çocukları duymadığı, iletişim kuramadığı için ve söz verir
çocuğa otomatik araba alır ve ekonomik ihtiyaçlarını karşılar.
 
Ve arabayla koca şehre doğru yol alırken içinde bir sürü karmaşalar
vardır. Çok mutsuzdur huzursuzdur. İnsanlığı adına içinde bir sürü
çatışma vardır. Ve tamirciye gelir (Lütfen şu taşlara çarptığım
yerleri tamir edin. Ama çok rica ediyorum kapıdaki deliğe dokunmayın
ben onu her gördüğümde dünyam daha farklı olacak kendi hayatımı fark
etmeye başlıyorum) der. Biz o atılan taşın, o sallanan elin (Hey beni
de gör, bana bak) diyen söz sahibinin farkında mıyız?
 
Maalesef daha benciliz ego noktasında çok ileri gittik. Öz
benliğimizin dışında narsisliğe kadar giden egolarımız o kadar çok ki.
Kendi içimizde özgürleştik derken insanlığımızı kaybettik.
B yüzden İstanbul'da 15 milyon insan büyükşehir yalnızlığı yaşıyor. Bu
gerçekten çok korkunç.
 Ben Göktürk Belediye Başkanı Mustafa Bey'e teşekkür ediyorum. Çünkü
bu kadar güzel insanları buraya getirerek destek verdi.
 
Konuşuyoruz da nice konuşuyoruz. Ama karşınızda ki insanın doğrusu ne,
benim doÄŸrum ne, bu bilinci tam birbirimize iletiÅŸim kurarak
anlaşabiliyor muyuz burası çok önemli.
Ya evlilikler? Keşkelerle, amalarla bitiriyoruz. Tahammül edemiyoruz
çekip gidiyoruz.
VE KÖR NOKTALAR
Yaşam koçu Fatma Taş korkuların insan hayatı üzerindeki etkisine de değindi.
Taş örneklerle süslediği konuşmasında "Korku Türk toplumunun bir
programı, bir parçasıdır" dedi ve ekledi.
"Hep korkarız. Ya da korkutuluruz. Kocadan, babadan, öğretmenden,
polisten ve daha nicelerinden. Bu bir baskı programıdır. Asıl ihtiyaç
duyduğumuz şey değer vermektir. Sonra önemsenmek duygusu, yeterlilik
duygusu, özgüven duygusu, güven duygusu.en büyük ihtiyacımızın 5
tanesini saydık. Peki biz bu değer konusunda kendimize değer
verebiliyor muyuz? Önce kendi kimliğimize yani özbenliğimize sahip
çıkmalıyız. Kollarınızı açtığınızda içerideki boş alan size ait. Orada
salt öz benlik var, biricikliğimiz var. Saflığımız ve duruluğumuz var.
Bu dairenin içine elalemi alırsam başkalarını doldurursam rahat
olabilir miyim? Öz benliğim kalır mı?
 
Çocuklarla iletişimdeki kör noktalardan bir tanesi de kimlik çizmek
yani özünü çizmek. Aptalsın, salaksın bu sözcükleri çocuklarınıza
kullanıyorsanız kimliklerini çizersiniz. Çocukluk döneminde
çocuklarınıza hakaretvari öz kimliğini çizdiyseniz çocuğunuzun
kanatlarını kırarsınız göz bebekleri ve enerjisi düşer öz güvensizlik
yaÅŸar.
Çocuğunuzu dışarı çıkmasını sinemaya gitmesini sosyal aktiviteler
yapmasına izin vermelisiniz. Çünkü bilgisayar çocuğunuzun beyin
programlarını bozuyor.
VE SON SÖZ
Sırada Fatma Taş'ın tavsiyeleri var. Yaşam koçu "Herkes kendisi ile
barışık olmalı. Karşısındakini dinlemeyi bilmeli. İster eşinizle,
ister bir başkası ile konuşurken kuracağınız cümlelere dikkat etmeli,
sinir ve stresten uzak durmalısınız. Bu de size birçok hastalığa veda
etmeniz anlamına gelecektir. Hayatta ve ayakta kalmayı istiyorsanız
tavsiyelere kulak verin. Zira yarın çok geç olabilir" dedi.
 
Taş'ın söyledikleri hepimizin için geçerli.
Nice sağlıklı günlerde, nice güzel iletişim kuracağımız günlerde
birlikte olmak ümidi ile....
 
İlgi Eğitim Danışmanlık
Aile Danışmanı ve NLP Uzmanı
Fatma Taş Tel:  (0216) 567 69 80
Gsm: (0535) 777 85 49
 

Fatma TAÅž


Aile Danışmanı, Davranış Bilimci, Psikoloji (Yüksek Lisans) , Yazar, Kişisel Gelişim Danışmanı, NLP Eğitmeni, Yaşam Koçu ve şirketin kurucusudur.

İLGİ EĞİTİM DANIŞMANLIK

Fahrettin Kerim Gökay Caddesi Çamtepe Sokak No:2 Kat:5 Daire:13 Corner Palas Apt.  Göztepe/Kadıköy  İSTANBUL Tel: 0216 567 69 80 Email: bilgi@ilgidanismanlik.com